2 Temmuz 2008 Çarşamba
ZAYIFLATICI ÜRÜNLERE DİKKAT
Özellikle Epnedra (Ma Huang) gibi metabolizmayı zorlayan diğer ürünlerle birlikte kullanılan "TIRATRICOL"de bu sorun daha hızlı ve şiddetlidir. Doktorlar tarafından önerilmeyen hiçbir zayıflama ürününü kullanmamanızı öneriyoruz. Sihirli bazı formulasyonlarda kullanılan bu tür zararlı maddeler genellikle gözden kaçmakta ya da kutu içeriğinde çok küçük yazılarak gözden kaçırılmaktadır. Size önerilen zayıflatıcı ya da yağ yakıcı ürünleri kullanmayınız. "TIRATRICOL"e de "Ephedra-Ma Huang" gibi özellikle dikkat ediniz.
ZAYIFLARKEN "YOYO SENDROMUNA" YAKALANMAYIN
Dr. Saraç, yaptığı açıklamada, yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte, özellikle kadınlarda diyete başlamanın popüler olduğuna işaret etti.
``Çok sık ve yanlış tarzda yapılan diyetlerle hızla verilen kilolar, hızla geri alınıyor. Hızla kilo verip, diyeti bırakınca geri almaya `Yoyo Sendromu` diyoruz. Kilolar da tıpkı oyuncak yoyo gibi bir gidip, bir geliyor`` diyen Dr. Saraç, böylece hem diyet yapanların emeklerinin boşa gittiğini, hem de metabolizmanın deforme olduğunu söyledi.
Yanlış diyetlerle sık kilo alıp verenlere deneyimli bir hekim ve yöntem kontrolünde zayıflama önerisinde bulunan Dr. Saraç, sağlıklı zayıflamak isteyenlere beden tipine uygun beslenme felsefesinin öğretilmesi gerektiğini vurguladı.
Dr. Saraç, ``Eğer kişi beden tipine uygun beslenme tekniğini ve felsefesini öğrenemezse, geçici olarak ağırlık kaybına uğrar, ama sağlıklı ve bilinçli bir şekilde zayıflamaz. Zaten verdiği kiloları da kısa bir süre sonra geri alır`` dedi.
Kişiye özel diyet
Diyetin ``kişiye özel`` olması gerektiğini kaydeden Dr. Saraç, uzman kontrolünde ve uzun zamanda sağlıklı bir şekilde verilen kiloların korunacağını da belirtti.
Katı kalori hesabına dayalı diyetlerin modasının geçtiğine değinenDr. Ender Saraç, gevşeme teknikleri, aromatik masajlar, bitki çayları gibi yan etkenlerle diyetin desteklenmesinin önemine işaret etti.
``Yoyo Sendromu`na maruz kalmamak için öncelikle beden tipi öğrenilmeli ve ona yönelik diyet uygulanmalı`` diyen Dr. Saraç, zayıflamak isteyenlerin de sürekli kilo verip almaktan bıktıklarını ifade etti.
Dr. Saraç, açlık rejimleri ve zamana karşı yarışarak hızla kilo vermenin çok zararlı olduğunu kaydederek, ``Yanlış diyet uygulayan kişiler, hayat boyu kilo verip alacaklar ve mutsuz olacaklardır. Hem lezzetli beslenip, hem de kilo verilebilir`` şeklinde konuştu.
ZAYIFLAMAK İÇİN 10 KURAL
1- Kilo verme konusunda gerçekleşmesi imkansız olan hedefleriniz olmasın. Kendinizi belirli bir kiloya ulaşmak zorunda hissetmeyin. Bir iki kilo fazlalığın önemli olmadığını kabullenin.
2- Zayıf olan her kadın seksi değildir. Diyet uygulamaktaki amacınız seksi görünmekse bunun sadece kilo vermekle bağlantılı olmadığının farkında olun.
3- Diyet yaptığınızda vücudunuzun genel şeklinin değişeceğini sanmayın. Kilo verdiğiniz zaman vücudunuz sadece daha ince görünecek. Kilo vermek iri göğüslerinizi ve kalçalarınızı belli bir ölçüde küçültebilir ama bu bölgeleriniz yapı olarak iri gözükmeye devam ederler.
4- Aldığınız kalorilerin miktarını yavaş yavaş azaltın. Yiyeceklerinizin az yağlı olmasına özen gösterin. Mönünüzden sebze ve meyveyi eksik etmeyin.
5- Amacınız kısa sürede çok fazla kilo vermek olmasın. Bu sebeple yaz mevsimine ince girmek istiyorsanız ya da özel bir günde daha ince gözükmek istiyorsanız kilo vermeye aylar önceden başlamalısınız. Tek gıda diyetleri, iradenize, beslenmenize ve vücudunuza zarar verir. Günde 1200-1500 kalori alacak şekilde beslenin ve sürekli hareket edin spor yapın.
6- Diyet sırasında verdiğiniz kiloları geri almamak için sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirin. Sebze ve meyvenin porsiyonlarını artırırken şeker, et, yağ ve unlu gıdaları azaltın.
7- Kalori hesaplama işinizi göz kararı yapmayın. Mutfağınızda bir tartı bulundurun ve yanınızdan hiç eksik etmeyeceğiniz kalori listesine göre hesaplama yapın. Ama bunu yaparken fazla abartıya da kaçmayın
8- Egzersizlerinizi aksatmayın. En büyük kabusunuz egzersiz yapmaksa ve bunu yaparken canınız sıkılıyorsa sevdiğiniz hareketleri yapın. Bunun için haftada üç kez sevdiğiniz bir müziğe ayak uydurarak dans edebilirsiniz.
9- Her gün tartılmayı alışkanlık haline getirmeyin. Haftada bir gün, (günün aynı saatinde ve aynı kıyafetlerle) tartılmanız gerekir.
10- Her gün yediklerinizi not edin. Uyguladığınız diyetten memnun kalmadıysanız notlarınıza bakarak nerede hata yaptığınızı anlamaya çalışın. Bu bilgiler bir sonraki egzersizlerinize ışık tutacaktır.
ZAYIFLAMA İLAÇLARI
Bizler genelde kilo vermek için mümkün olan en çabuk ve en kolay yolları arardururuz. Bu sayede büyüklüğü yüzlerce milyarlar doları bulan bir sektörgelişmiştir: diyet ilaçları ve diyet yiyecekleri sektörü. Ancak bizlere sunulanbu ürünler işe yarıyor mu ve daha da önemlisi bu ürünler sağlığımıza zararverebilir mi ? Halen zayıflamak için diyet yapanlara yardımcı olmak amacı ilekullanılan 5-6 tane popüler ilaç bulunmaktadır. Bunların yanı sıra yiyecek gibiveya yiyecek yerine tüketilerek zayıflatacağı söylenen çok sayıda ürünbulunmaktadır. Kilo fazlası olanların bir kısmı zayıflama ürünlerinikullanırken, çoğunluk kendince bazı yöntemler denemekte ve çok azı ilaçkullanmaktadır.
Şişmanlık (obezite) kronik bir hastalık olarak kabul edilebilir ve diğer kronikhastalıklar gibi dereceleri vardır. Obesitenin derecesi de Vücut Kitle İndeksi(VKİ) ile hesaplanır (hesaplamak için tıklayın).
Sonuçta çıkan VKİ sayınız ne kadar yüksek ise şişmanlığa bağlı gelişebilecek birhastalığa yakalanma şansınız o kadar fazladır.
VKİ değeri 30 veya üzerinde çıkanlar, zayıflama ilacı kullanma gereksinimi olankişilerdir denilebilir. Veya VKİ sayınız 27 ve üzerinde ise ve şişmanlıklailişkili olabilecek bir hastalığınız varsa (şeker hastalığı, hipertansiyongibi) yine zayıflama ilacı kullanmanız gerekebilir.
Zayıflama ilaçları arasında en çok kullanılanlar Reductil(=Meridia) ve Xenical(=Orlistat) dir. Her iki ilacın da etki mekanizmaları son derece farklıdır veher biri beraberinde yan etkilerle gelmektedir. Her iki ilaç da zayıflamayayardımcı olabilecek etkilere sahiptirler, ancak her ikisi de aradığımız SİHİRLİHAPLAR DEĞİLLERDİR.
Reductil
Reductil iştah kesici değildir, ancak beyinde bulunan iştah kontrol merkezleriüzerinde etisi vardır. Beyne etkisi diğer birçok antidepresan (depresyonuortadan kaldırıcı) ilaçlar gibidir.
Reductil, kişide kontrol duygusu oluşmasına neden olur. Konunun otörlerireductil in özellikle sürekli açlık hisseden ve yiyecek düşünmekten kendinialıkoyamayanlar için ideal olduğunu belirtiyorlar. İlacı üreten firmaya göreilacın kullanılmaya başlandığı ilk ay sonunda en az 2-2.5 kg kilo kaybıbeklenebilir.
Reducti in yan etkileri genellikle hafiftir ve ağız kuruluğu, kabızlık,uykusuzluk ve baş ağrısı yapabilir. Bazılarında reductil alımı ile birliktetehlikeli derecede tansiyon artışı saptanmıştır, bu nedenle ilk bir kaç aytansiyonunuzun kontrolü gerekebilir.
Tansiyon problemi olan kişilerin reductil alması zararlı olabilir,denilmektedir. Ayrıca 16 yaşın altındaki çocuklar, antidepresan ilaçkullananlar ve migren ilacı alanların da reductil almaması önerilmektedir.
Xenical (Orlistat)
Orlistat, yiyeceklerle alınan yağların üçte birinin barsaklar tarafındanemilmesini engellemektedir. Emilmeyen üçte iki yağ barsaklar tarafından dışkıile atılmaktadır.
Orlistatın hoş olmayan yan etkileri gaz oluşumunun artışı, sık dışkılama, ishalve yağlı dışkıdır. Yine uzmanlara göre, bu yan etkiler zaman içerisindeazalmaktadır, ancak zaman içerisinde fazlaca yağ yenilen herhangi bir durumdayan etkiler tekrarartabilir.
Üretici firma, az kalorili diyete devam eden ve orlistat kullanan kişilerin biryılda ortalama olarak 6.5-7 kg zayıfladıkalrını oysa sadece düşük kalorilidiyetle beslenenlerin ortalama bir yılda 2.5-3 kg zayıfladıklarını iddiaetmektedir.
yağların üçte bir emilmeden atılacağından, bu ilacı kullananların ilave olarakyağda çözünen vitaminleri (A, D, E ve K vitaminleri ve beta karoten) almalarıönerilmektedir.
Spastik kolon (irirtabıl barsak sendromu) gibi sindirim problemleri olanlarınorlistat kullanmamaları önerilebilir.
Bu ilaçlar aradığımız kolay ve çabuk çözümler mi ?
Bazı uzmanlar diyet haplarının yeterince çabuk ve kolay çözümler olduğunu vezayıflamak isteyenlerin mucize beklentisi içerisinde bulunmamaları gerektiğinisöylüyorlar.
Farklı düşüncede olan bazı uzmanlarsa tüm bu ilaçların az miktarda etkiye sahipolduğunu ve en iyi çalışma sonuçlarına göre bile bu ilaçlarla ancak kilonuzun%10 unu verebileceğinizin saptandığını belirtiyorlar; ayrıca bu ilaçlarınkullanımına son verildiğinde tekrar kilo almaya başlayabilirsiniz diyeekliyorlar.
Ve unutulmaması gereken bir nokta bir ilaç alıyorsanız az veya çok yanetkisinin de olacağını uznutmayın ve daima dikkatli olun.
Ancak tüm uzmanların birleştikleri bir ortak nokta var: zayıflama ilaçlarıkişinin hayat tarzlarını değiştirme isteklerine ne kadar çok katkısağlayabiliyorsalar o kadar iyidirler. İlaçlar kilo vermenizi daha kolay vekontrol edilebilir bir hale getirebilirler, ancak en iyi ilaç bile sadece vesadece sizin kilo verme girişimlerinize yardımcı olabilir, siz çabaharcamadıkça ilaçlar tek başlarına sizi zayıflatamazlar.
YOĞURT KİLO VERMEK İSTEYENLER İÇİN İDEAL
ABD'de yapılan bir araştırmada, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde üç öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet programı uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdikleri ve yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları tespit edildi. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları ortaya çıktı.
Tennessee Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya katılanlardan Dr. Michael Zemel, yoğurt yiyenlerin kas kütlesinin de diğerlerine oranla iki kat fazla koruduklarını belirtti.
MEYVE VE SEBZE İLE ZAYIFLAYIN
Günün ilk öğününde yağ, yumurta, reçel yerine yine sebze ve meyve öneren uzmanlar, özetle şu mesajı verdi: "Acıktıkça meyve, sebze yiyin, miktarı önemli değil." Brokoli gibi yeni ve farklı sebzelerin denenmesini de tavsiye eden uzmanlar, salatada marulla sınırlı kalınmamasını, ıspanak, hindiba, pazı, tere, lahana gibi sebzelere de yer verilmesini önerdiler.
Sebze-meyve bağırsak kanserini de önlüyor
Uzmanlar, bağırsak kanseri vakalarının yüzde 75 inin riskli yaşam tarzı ve keyif verici maddelerin aşırı tüketiminden kaynaklandığını belirterek, bu hastalıktan korunmak isteyen herkese çiğ ve taze sebze, meyve öneriyor. Düzenli olarak sebze, meyve tüketen kişilerin, bağırsak kanseri riskini büyük ölçüde düşürdüklerini söyleyen uzmanlar, sadece bu tür gıdaları yemenin yeterli olmadığını hatırlatıp düzenli spor yapılması gerektiğini de hatırlatıyor.
Denemekte fayda var!
Sebzeleri çorbalara katarak tüketin.
Pişirilmiş veya püre yapılmış sebzeleri sos olarak kullanın.
Kahvaltınıza çiğ sebze ve meyveleri dahil edin.
Salatalarınızı mümkün olduğunca zenginleştirin.
Yemek tariflerinize çiğ sebzeleri ekleyin.
Köfte yaparken kıymaya havuç, patates ya da elma ekleyin.
OMEGA3 ve OMEGA6
Omega 3 ve Omega 6’nın İdeal Dengesiyle Gelen Sağlık
· Düzenli kan dolaşımına yardımcı olur. Kanın akışkanlığına yardımcı olan Omega 3 ve kanın pıhtılaşmasını sağlayan Omega 6’nın 1/5-10 oranındaki dengeli alımı ideal kan dolaşımına katkıda bulunurken vücudun tüm fonksiyonlarını başarıyla gerçekleştirmesine zemin hazırlar. Bu dengede, damar kaslarının elastikiyetini fazlalaştırarak kanın rahat akmasını sağlar, oksijenin kan akışı içerisinde transferinin yapılmasına yardımcı olur.
· Kalp hastalıkları riskinin azaltılmasına yardımcı olur. Kalp ve damar hastalıkları Batı toplumlarında önde gelen ölüm nedenidir ve istatistiklere göre gelişmiş ülkelerdeki tüm ani ölümlerin en az %50’sinden sorumludur.
Kalp ve damar hastalıklarına neden olan sekiz ana faktör vardır. Bunlar sigara ve alkol kullanımı, yüksek tansiyon, kandaki şeker miktarı, stres, aşırı kilo, soyaçekim, düzenli egzersizin ihmal edilmesi ve kolesterol seviyesidir. Bu faktörlerin bazıları kontrol edilebilir, bazıları edilemez. Kolesterol de kontrol edilebilir faktörlerden biridir. Omega 3 ve Omega 6 dengeli beslenme, kolesterolü kontrol altında tutmanın yoludur.
Omega 3 ve Omega 6 yağlarının ideal dengede alımı kandaki kolesterol seviyesini düşürerek kalp sağlığını korur, kalp ve damar hastalıkları riskini azaltır. Sağladığı düzenli kan dolaşımı sayesinde kanda pıhtı oluşma ya da damarlarda kalp krizine yol açabilecek herhangi bir tıkanma riskini azaltır. Bu dengede yüksek kan basıncını, düzensiz ve aritmik kalp atışlarını önlemeye yardımcı olur.
· Hücre gelişimine katkıda bulunur. Omega 3 ve Omega 6’nın ideal dengede alımı hücre zarının akışkanlığını sağlayan önemli etkenlerden biridir. Hücre zarında tepkilerin alımı ve transferinde etkin rol oynar. Elzem yağlar etkisini hücrelerin etkinliğini arttırarak gösterir. Bu da vücudun her santimetrekaresinde daha fazla sağlık anlamına gelir. Retina güçlenir ve gözler daha iyi görür, kalp daha iyi çalışır, cilt sağlıklı ve pürüzsüz bir görünüm kazanır, vücut enfeksiyonlara karşı daha dirençli olur.
· Enfeksiyonlara karşı güçlü bir savunma sisteminin kurulmasını sağlar. Omega 3 ve Omega 6 yağlarının ideal dengesi vücudun savunma sistemini güçlendirerek hastalıklarla daha kolay başa çıkmamızı sağlar. Avustralya Sydney’de Institute of Respiratory Medicine tarafından yapılan bir araştırmada inceleme altına alınan 468 çocuğun arasında, astım hastalığına karşı Omega dengeli beslenenlerin dengeli beslenmeyanlere oranla çok daha dayanıklı oldukları görülmüştür.
Bugüne kadar yapılan pek çok araştırmada enfeksiyondan kaynaklanan birçok hastalığın tedavi sürecinde Omega yağlarının ideal dengesiyle beslenen hastalarda hastalık seyrinin çok daha iyi olduğu ve iyileşmenin hızla gerçekleştiği saptanmıştır.
· Gebelik döneminde ve sonrasında bebeklerin beyin ve sinir sisteminin gelişimine yardımcı olur. Gebelik öncesinde ve sonrasında annenin sağlıklı beslenmesi bebeğin gelişimi ve sağlığı açısından son derece önemlidir. The Expert Committe of the United Nations and World Health Organization’s joint Food and Agriculture Organization tarafından yapılan açıklamaya göre Omega 3 ve Omega 6 dengesiyle beslenen annelerin bebeklerinde beyin, sinir sistemi ve görme yeteneklerinin gelişiminin bu dengeyle beslenmeyen annelerin bebeklerine oranla daha iyi olduğu kanıtlanmıştır. Omega yağları, doğum öncesinde kan yoluyla doğumdan sonra da anne sütüyle beynin ve retinanın gelişiminde kullanılmak üzere bebeğe aktarılır.
Embriyonun beynin gelişimi ve beyin zarının yapılanması gebeliğin ilk birkaç haftası içinde gerçekleşir. Bu dönemde bebeğin büyümesi için harcanan enerjinin %70’lik gibi çok önemli bir kısmı sadece beyin gelişimi için harcanır. Bu oran doğumdan sonra %60’a düşer.
Beynin %60’ı yağdan oluşur. Ve beyin gelişmek için Omega 6 ailesinden arachidonic acid (AA), Omega 3 ailesinden ise Docosahexaenoic Acid (DHA)’e ihtiyaç duyar. Annenin besininde bulunan %0.5 oranındaki DHA bile fetusun merkez sinir sisteminin normal gelişimini sağlar. Araştırmalar gebelik başından itibaren elzem yağ asitleri açısından yetersiz beslenmenin fetusun beyin gelişimini olumsuz yönde etkilediğini göstermiştir.
· Mutlu ve zinde hissetmeye yardımcı olur.
Pek çok araştırma Omega 3 ve Omega 6’nın dengeli alımı ile kandaki serotoninin bir göstergesi olan CSF 5-HIAA düzeyi arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Bilindiği gibi serotonin mutluluk duygusu üzerinde etkili olan bir madde. Omega dengeli bir beslenme serotonini arttırarak psikoloji üzerinde olumlu etki yaratıyor. Beyin hücrelerinin fonksiyonlarını yerine getirme başarısı hücre zarının akışkanlığıyla ilgilidir. Omega yağlarının ideal dengede tüketimi tüm hücrelerde olduğu gibi beyin hücre zarının da akışkanlığını arttırır. Hücre zarının akışkanlığını yitirmesi beynin pek çok fonksiyonunun yanı sıra davranışlarının ve psikolojinin olumsuz yönde etkilenmesine neden olur. Omega 3 ve Omega 6 yağlarının ideal dengesi başta stres olmak üzere depresyon, öğrenim bozukluğu ve dikkat eksikliğinin görüldüğü ADD (Attention Deficit Disorder), şizofreni, kronik yorgunluk sendromu da dahil olmak üzere birçok psikolojik rahatsızlığa olumlu etki eder.
Elzem yağlar son derece zengin enerji kaynağıdır. Karbonhidratlardan ve proteinlerden daha fazla enerji sağlar. Vücudun ihtiyaç duyduğu enerji karşılanmadığı zaman zayıflık, enerji eksikliği, yorgunluk ve hastalıklar başgösterir. Stresi ve yorgunluğu yenmek ve yaşam enerjisiyle dolmak için vücudun iyi yağlara, yani Omega yağlarına ihtiyacı vardır.
· Kan şekeri seviyesinin kontrol altında tutulmasını sağlar. Son yıllarda yapılan bazı araştırmalar Omega 3 ve Omega 6 dengeli beslenmenin kan şekeri seviyesini kontrol altında tutmak amacıyla yapılan geleneksel düşük yağ rejimleri kadar başarılı olduğunu göstermiştir.
· Kadınların adet ve menopoz döneminde yaşadıkları sorunların en aza indirilmesine yardımcı olur. Omega 3 ve Omega 6 yağları hormon düzenleyici etkileriyle adet döneminde yaşanan ruhsal gerginlik, aşırı duygusallık, sancı, hassasiyet gibi sorunların giderilmesine katkıda bulunuyor. Omega 3, adet öncesi sendromlar üzerinde etkili. Omega yağlarının ideal dengesi ayrıca 45 ile 55 yaşları arasında başlayan ve kadınları 6 ile 13 yıl arası etkileyen menopoz dönemi sorunlarının da azaltılmasına yardımcı oluyor.
· Çok sayıda kadını orta yaş sonrası etkileyen kemik erimesi hastalığının tedavisine de katkıları vardır. Kemiklerin zayıflamasına, çabuk kırılmasına ve duruş bozukluklarına neden olan ve kalsiyum eksikliğinden meydana gelen kemik erimesi hastalığının tedavisinde de Omega 3 ve Omega 6 yağlarının olumlu etkileri bulunuyor. Omega 3 ve Omega 6 kalsiyumun vücutta absorbe edilmesini sağlayarak kemik şekillenmesi, yapılanması ve gelişmesi konusunda önemli rol oynuyor.
· Sağlıklı ve pürüzsüz bir cilt ile canlı ve parlak saçlar Omega 3 ve Omega 6 dengesinin gözle görülebilir sonuçlarıdır. Sağlıklı ve güzel bir cilt için ne yenildiği ne sürüldüğünden daha büyük önem taşır. Yenilen besinler cilt açısından sürülen kremlerden ya da losyonlardan çok daha etkilidir.
Cilt hücrelerinin vitaminlere ve minerallere ihtiyacı vardır. Yağlar da önemlidir, ancak doğru yağların tüketilmesi gerekir. Omega 3 ve Omega 6 dengeli beslenme cilt hücrelerini güçlü ve nemli tutar. Elzem yağlar cilt hücrelerini saran zarı güçlendirir. Cildin daha genç görünmesini sağlar, kırışıklıkları önler. Cilt üzerindeki yaraların enfeksiyon kapmasını engeller, çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Elzem yağların eksikliği cildin kurumasına ve çabuk yaşlanmasına neden olur. Ayrıca Omega yağlarının ideal dengesiyle gelen düzenli kan dolaşımı sayesinde cilde daha fazla oksijen taşınır ve cilt beslenir.
Omega 3 ve Omega 6 yağlarının ideal dengesi akne, siyah noktalar gibi cilt sorunlarının giderilmesinde de etkilidir. Bu gibi cilt problemleri A, D ve E vitaminleri eksikliğinin yanı sıra Omega elzem yağlarının eksikliğinden de kaynaklanır.